بَلَغَ
Ulaştı, erişti, erişkin oldu, yetişkin oldu, haberi geldi, tebliğ etti
1/1
Muzari
:
يَبْلُغُ
Mastar
:
بُلُوغٌ
(Varış, ulaşma, ergenlik, buluğ)
Masdar-ı Mimî
:
مَبْلَغٌ ج مَبَالِغُ
(Meblağ, miktar, had, sınır)
İsm-i Fail
:
بَالِغٌ
(Erişkin, yetişkin, reşit, ulaşan, kapsamlı, önemli)
بلغني انك غبت امس
Bana dün gelmediğinin haberi ulaştı.
اذا كتبت اليه فبلغه تحياتي
Eğer ona yazarsan selamımı söyle (ulaştır).
وجبت الصلاة منذ البلوغ
Buluğdan itibaren namaz vacip oldu.
لما بلغ ابراهيم منى اراد ان يذبح اسماعيل
İbrahim (a.s.) Mina'ya vardığında İsmail (a.s.)'ı kesmek istedi.